EURO

51.7100

DOLAR

43.5000

STERLİN

59.6700
+10°C Puslu
ÜYE GİRİŞİ
Ayrıcalıklardan yararlanmak için giriş yapabilir veya üye olabilirsiniz.
Henüz üye değil misin? Üye Ol
KATEGORİLER
Hoşgeldiniz

Ayrıcalıklardan yararlanmak için giriş yapabilir veya üye olabilirsiniz.

GİRİŞ YAP ÜYE OL
Ad

COP31 Tiyatrosuna Karşı Halkların Hakikati İstanbul’da Yükseldi

Burcu Turgut

Köşe Yazarı 20/01/2026

Muğla’dan ekoloji örgütlerinin de katıldığı Halkların İklim Zirvesi, İstanbul’da toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek iklim adaletine dayalı alternatif bir mücadele hattı ördü.

Muğla’dan çeşitli ekoloji örgütlerinin de katılım sağladığı Halkların İklim Zirvesi (HİZ), İstanbul’da gerçekleştirildi. İklim Adaleti Koalisyonu, Ekoloji Birliği ve Türkiye Çevre Platformu’nun (TÜRÇEP) öncülüğünde Ankara’da başlayan süreç, İstanbul’daki buluşmayla birlikte örgütlenmesini sürdürdü.

Birleşmiş Milletler’in bu yıl 31’incisi Türkiye’de düzenlenecek olan Taraflar Konferansı’na (COP31) paralel olarak hayata geçirilen Halkların İklim Zirvesi, resmi zirvelerin devlet ve şirket çıkarlarıyla şekillenen yapısına karşı, halkların deneyim ve taleplerini merkeze alan alternatif bir kamusal alan oluşturmayı hedefliyor. Kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde İstanbul’daki buluşma, bu hattın önemli duraklarından biri oldu.

İklim adaletinin özneleri ortak yaşam savunusu için buluştu

Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK) düzenlenen programa; ekoloji örgütlerinin yanı sıra emek, kadın, LGBTİ+, gençlik, insan hakları, meslek örgütleri, yerel yönetimler ile kültür-sanat alanlarından çok sayıda kurum ve kişi katıldı. Katılımcılar, fosil yakıt şirketleri ve büyük sermaye gruplarının etkisi altında şekillenen küresel iklim rejiminin, halkların yaşam hakkını değil sermayenin devamlılığını öncelediği konusunda ortak görüşte buluştu.

Halkların İklim Zirvesi’nin; yeşil boyamaya dayalı piyasa çözümlerini reddeden, fosil yakıtlardan çıkışı, ekokırımın durdurulmasını ve emeğin savunulmasını merkeze alan bir iklim adaleti anlayışıyla örgütleneceği vurgulandı.

Glasgow’dan Belém’e uzanan mücadele hattı Antalya’da sürecek

Sunumlarda, geçmiş yıllarda Glasgow ve Belém’de düzenlenen halk zirvelerinin de resmi COP süreçlerinin halkları dışlayan yapısına karşı ortaya çıktığı hatırlatıldı. Bu buluşmaların, yerel direnişleri, emek ve toplumsal hareketleri, kadınları ve yerli halkları bir araya getirerek iklim adaletini halkların kendi gündemiyle tartışma imkânı sunduğu ifade edildi.

Katılımcılar COP süreçlerini, krizi yaratan aktörlerin çözüm üretiyormuş gibi göründüğü bir “tiyatro” olarak değerlendirirken; karbon piyasaları ve sözde yeşil politikalarla iklim krizinin derinleştirildiğine dikkat çekti. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının, kömürden çıkış için somut bir takvim ortaya koymayan ve fosil yakıt ile madencilik projelerini sürdüren politikaların uluslararası alanda meşrulaştırılması riskini taşıdığı belirtildi.

Zirve, farklı toplumsal katkılarla güçlenecek

Forum ve grup çalışmalarında iklim krizinin yalnızca çevresel değil; sınıfsal, toplumsal cinsiyet temelli ve yapısal bir adalet krizi olduğu vurgulandı. Emekçilerin, köylülerin, kadınların, LGBTİ+’ların, gençlerin ve kent yoksullarının iklim krizinden orantısız biçimde etkilendiği, ancak COP süreçlerinde bu kesimlerin karar mekanizmalarında yer bulamadığı ifade edildi.

Halkların İklim Zirvesi Girişimi’nin, COP31’e kadar katılıma açık bir şekilde büyüyerek ilerleyeceği ve iklim krizine, onu yaratanların piyasa temelli çözümleriyle değil, yaşamı savunan toplumsal kesimlerin bilgi ve mücadeleleriyle yanıt üretmeyi hedeflediği belirtildi.